26 Eylül 2007 Çarşamba

26 Eylül 2007

... (okumadiysaniz lutfen en alttaki 24 eylül yazısından baslayiniz)

Önceki akşam komşularının oğlu Nestra ile ormanlık alanda dolaşıp, oyun oynarken hava kararmıştı. Lea on beş yaşında olmasına rağmen fiziksel olarak yirmi gibi gösteriyordu. Nestra ise yirmi iki yaşında bir delikanlıydı.

İki arkadaş boş vakitlerini birlikte geçiriyorlardı. Lea'nın babası Semur, Nestra'yı ve ailesini tanıdığı için birlikte gezmelerinden bir sakınca duymuyordu. Lea Nestra'ya karşı bazı duygular hissediyordu fakat yaşça küçük ve mağrur bir kız olduğu için bunu asla dışa vurmazdı. Sevgisini karşı cinse hissettirmemek onun için çok da zor olmuyordu. Çünkü babası Semur onu bir erkekmiş gibi yetiştirmişti. Beraber babasının işini - aktarlığı – yapıyorlardı. Aslında sadece çeşit çeşit otları toplamakmış gibi görünen işleri hiç de sanıldığı kadar basit değildi. Kimsenin girmediği yerlere girer, kimsenin geçmeye cesaret edemeyeceği bölgelerden gizlice geçip, şifacılara ve büyücülere satmak için bazı önemli bitkileri toplarlardı.

Lea bir kız olmasına rağmen küçük yaşlardan beri babası tarafından aktarlık mesleğine sokulduğu için hep bir erkek gibi yetiştirilmiş hatta usta olmasa da kılıç kullanmayı ve ok atmayı da öğrenmişti. Evet Leameen Prair için duygularını saklamak hiçbir zaman zor olmamıştı.

Hava kararınca Lea artık eve dönmeleri gerektiğini Nestra'ya söyledi. Genç adam başıyla onaylayarak karşılık verdi. Nestra orta boylu,esmer,yeşil gözlü,yakışıklı fakat biraz ürkek mizaçlı bir delikanlıydı. Babası odunculuk yapıyordu. Nestra'nın görevi de babasının işine yardım etmek ve odunları kasabaya götürüp satmaktı. Nestra işini ne kadar sevse de Lea ile dolaştığı zamanlar ona çok daha cazip geliyordu. Biraz içine kapanık olduğu için o da duygularını Lea'ya itiraf etmemişti. Lakin onunla birlikte olduktan sonra duygularını açmak onun için gereksizdi -ve kimbilir belkide olumsuz bir cevap almaktan korkuyordu. Sevmek eskilerin dediği gibi acı verici bir tecrübeydi.

İki arkadaş havanın kararmasıyla birlikte eve dönüş yoluna koyuldular. Bulundukları yerden evlerine gidebilmeleri için ana yolu kullanmaları gerekiyordu. Aslında başka bir yol daha vardı fakat sadece gündüzleri ve babasıyla birlikteyken o yoldan çok az bir mesafe içeri gitmeye cesaret edebilen Lea için yol yok sayılabilirdi. Zaten başka pek de kimsenin geçmeye cesaret edemeyeceği bir yoldu bu, doğrudan Gizemli Koru'dan geçen yol...

Leameen ve Nestra anayoldan evlerine doğru ilerliyorlardı. Lea doğuştan çok büyük bir yeteneğe sahipti. Persept denen bu yetenek olayları -özellikle de ani olayları- bir Ya da iki saniye öncesinden Lea'nın farketmesini sağlıyordu.

Yolda yürürlerken Lea aniden persept yeteneği sayesinde önlerinden bir tehlike geldiğini hissetti. Derhal Nestra'nın elini tutup geriye doğru kaçmaya başladılar. Karanlıktan küfür sesleri duymalarıyla birlikte kendilerine doğru koşmaya başlayan birkaç goblin olduğunu farkettiler.

Lea ve Nestra geldikleri yöne doğru bir müddet koştular. Daha sonrasında o yönden de kendilerine doğru gelen goblinleri gördüler. Lea kaçacak bir yolları olmadığınıgörünce endişeye kapıldı. Bu endişe Nestra'nın kapıldığı endişeden çok daha azdı. Nestra neredeyse titriyordu.

İki taraftan da gelen goblinlerin kendilerine varmasına neredeyse beş metre kadar kalmıştı ki Lea aniden tek kaçış yollarının Gizli Koru'dan geçmek olduğunu anladı. Olsun diye düşündü Lea “ Ne kadar kötü olabilir ki? Nasıl olsa gündüzleri babamla buralardan geçiyorduk” dedi. Nestra tek kelime dahi edemeden Lea'ya bakarken, Lea elini tutup doğruca Nestra ile Gizli Koru'ya daldı.

Geride kalan goblinlerin bağırmalarını ve küfürlü konuşmalarını duyabiliyorlardı. Fakat onlar ilerledikçe goblinlerin sesleri azalmaya başladımıştı. Çünkü hem Lea hem de Nestra çok iyi biliyordular ki, bu gizemli ve dehşetli koruya değil goblinler, hiçkimse igrmeye cesaret edemezdi. Özellikle de geceleri...

-Ali

1 yorum:

lunrfarsde dedi ki...

do not run, we are friends